Zihinde Yeni Anlamlar Bulan Öyküler / Semrin Şahin
Bir insanın çocuğuyla kurduğu ilişki nerede başlayıp nerede sonlanır? Başka bir kadına gitti diye bir anne babadan çocuklarıyla intikam alır mı? Çocuk sahibi olunca kadın kendinden neler kaybeder? Anne olmak gerçekten kutsal mı? Ve daha birçok soru. Özlem Dikeçligil’in Notos Kitap etiketiyle okurla buluşan kitabı Hayalet Bakıcısı’nı okuduktan sonra aklımda kalan sorular bunlar. İşte edebiyatın gücü de buradan geliyor, metin okunup bittikten sonra da okurun zihninde çoğalmaya, yeni anlamlar bulmaya devam ediyor. Aslında bu şekilde tamamlanmış oluyor.
Hayalet Bakıcısı on öyküden oluşur. İlk öykü dışında anlatım, kurgu ve öykü tekniği açısından birbirini tamamlayan bir bütün oluşturuyor kitap. “Küçük Bir Tören” kitabın ilk öyküsü. Duru bir dille açılıyor, ama ilerledikçe öykü derinleşmeyip yüzeyde kalıyor bana göre. Kitabın devamındaki güçlü öykülerin gölgesinde kaldığını söyleyebilirim.
“Farecik” öyküsünü okuyunca Joyce Carol Oates’ın “Hafifletici Nedenler” öyküsünü anımsadım. Bir annenin çocuğuna karşı uyguladığı şiddetin öyküsü okuduğumda günlerce aklımdan çıkmamıştı. Dikeçligil’in bu öyküsü de aynı hissi bıraktı bende. Konu, anlatım ve kurgu bambaşka olmasına karşın iki öykünün de okurda bıraktığı etki aynı diyebilirim.
“Dün gece sabrının tükendiğini hissetmişti. Farklı farklı yollar denedi. Kızarak, anlamaya çalışarak, göstererek, başını okşayarak. Elindeki şamdanı yere vurdu. Öfkesini akıtmasının bir yolu olmalı. Sesini yumuşatmaya çalıştı ama yapamadı.”
Öykü çocuğun yuvada kaybolmasıyla başlayıp katman katman geçmişe doğru açılıyor. İlk okumada gözden kaçan noktalar olsa bile ikinci hatta üçüncü okumada öykünün bir matematiği olduğu ortaya çıkıyor.
“Banyo Günü” öyküsü kitabın en etkileyici öykülerinden. Euripides’in Medea tragedyasının günümüze uyarlaması. Koro kısımları “İlaçlama Elemanı, Rehber Öğretmen, Market Sahibi, Çilingir”in anlatımlarından oluşuyor. Medea oyunu, Medea’nın, kocası İason’un onu bırakarak Korinthli Yunan bir prensesle evlenme kararı alması sonucunda yaşadıklarını anlatır. Oyunda Medea, kocasından iki oğlunu öldürerek intikam alır ve Atina’ya giderek yeni bir hayata başlar. Euripedes’in bu oyunu tarih boyunca farklı oyun yazarlarınca politik ve feminist perspektiflerden yorumlanmıştır. Dikeçligil, “Banyo Günü” öyküsünde yaşanan trajediyi bize farklı anlatıcılar kullanarak verir. Aldatılan bir kadının gururunun nasıl kırıldığını, çocuklarının kirli kıyafetlerle gezmesini, yemek yapmadığı için çocukların sersefil oluşunu okuruz öyküde. M. geçmişi, kocasıyla ve çocuklarıyla mutlu oldukları günleri anımsar, her anımsayışı çocuklarıyla olan ilişkisini değiştirir. Koro kısımlarındaki anlatıcıların olayları dışarıdan nasıl gözlemledikleri, çocukların durumunu, annenin durumunu daha iyi anlamamızı sağlar. Toplumsal normların dışında kalan M. ilaçlama elemanı, rehber öğretmen, market sahibi ve çilingir tarafından “tavan arasındaki deli kadın” gibi gösterilmeye çalışılır. Aslında M. hayata nasıl tutunacağını bilmeyen bir kadındır. Dönüşerek çıkacağı bir hikâyenin ortasında kalmıştır. Banyoya götürür çocukları, her şeyi yıkayıp temizleyerek başlayacaktır işe. Tragedyanın sonu bellidir ama bu öyküyü okurken hep belki değişir diye umdum. Öykünün çok başarılı olduğunu belirtmeliyim.
Dikeçligil öykülerinde güçlü bir atmosfer kuruyor. Öyküler usta bir kalemin göstergesi. “Zigotlarımız”, “Bahtiyar Bir Kadın” ve “Cennete Düşen Son Kar Tanesi” öykülerini de severek okudum. Özlem Dikeçligil’in bundan sonra yazacağı öyküleri merakla beklediğimi söyleyebilirim.

Hayalet Bakıcısı
Özlem Dikeçligil
Notos Kitap
Öykü / 136 sayfa

