İyi Gün Dostlarına Övgü / Ahmet Karadağ
Ahmet Karadağ, Sür/Günlük köşesinde yazdı: İyi Gün Dostlarına Övgü.
“Gerçek dost, evet iyi günde belli olur ama zaten kötü günde dostunu terk edene dost denilmez ki.”
Ahmet Karadağ, Sür/Günlük köşesinde yazdı: İyi Gün Dostlarına Övgü.
“Gerçek dost, evet iyi günde belli olur ama zaten kötü günde dostunu terk edene dost denilmez ki.”
Yaşar Ercan, GÜNEBAKAN adlı köşesinde edebiyat günlüğüne devam ediyor: Bayramlık.
“Hayata bir bayram arası. Sokaklarda çocuk sesleri yükseliyor. Kapılar çalınıyor, bayramlar kutlanıyor, şekerler toplanıyor.”
Yaşar Ercan, GÜNEBAKAN adlı köşesinde edebiyat günlüğüne devam ediyor: Her şeye bahar geldi.
“Yirmi dört saate sığdıramadığım şeyler ara sıra acelecilik olarak dönüyor bana.”
Yavuz Arkın, Eftalikus’un Kahvesi’nde yazdı: Âh Şâhum Aşkıma Deva.
“Duvarların da bir dili olduğunu biliyor muydunuz? Onlar hiçbir kurala kalıba girmeden konuşur, sesini duyamazsınız belki ama etkisi toplumun çığlığıdır.”
Yaşar Ercan, GÜNEBAKAN adlı köşesinde edebiyat günlüğüne devam ediyor: Seçimlerinizin Yanında Seçemedikleriniz.
“Gece boyu yağan yağmura bakılırsa çiçek açan ağaçların umduğu sıcaklık biraz geç gelecek.”
Ahmet Karadağ, Sür/Günlük köşesinde yazdı: On Par’etmeyen Aşk.
“Güzellik karşısında çaresizdir âşık. Âşık olmaktan başka, maşukunun uğruna yurdunu yuvasını terk etmekten, çöle düşmekten, malını mülkünü kaybetmekten başka çaresi yoktur.”
Semrin Şahin, Balkı adlı köşesinde yazdı: Düşünsel Derinlik Yaratmak.
“Bir yazarın yazdıklarıyla kendini kandırması çok olası, ama edebiyatta usta saydığı yazarları döne dolaşa tekrar tekrar okuması onu bu yanılsamadan kurtarıyor.”
Doğu Kaşka, FETELÎNO köşesinde yazdı: Köpek.
“Seninle olan tek fotoğrafımızda başını iki elimin arasına almış, mutlulukla seviyordum. Seninle kurduğumuz bağın gücüne inanıyordum.”
Yaşar Ercan, GÜNEBAKAN adlı köşesinde edebiyat günlüğüne devam ediyor: İnsanca Yaşayabilecek Kadar.
“Uğurböceklerinin yeşilliklerin arasından yükselişini görmeliyiz. Deneyim denen dipsiz haz kuyusuna bir taş daha atmalıyız; hâlâ nefes alıyorken.”
Yavuz Arkın, Eftalikus’un Kahvesi’nde yazdı: Kara Yılan Hesap Soruyor.
“Anadolu’daki yaygın inançlardan birine göre bir yılan öldürülüp ağaca asılırsa yağmur yağar.”